Mesaj Numarası:#5
GÜNCEL-HABER » 13 Eyl 2008, 18:21
Aktif yapısı uygun olursa Halkbank'la ilgileniriz
Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, yurtiçinde potansiyel organik ve inorganik büyüme fırsatlarını incelediklerini, satışa çıkması durumunda Halkbank ile de ilgileneceklerini, ancak kararlarında bankanın aktif yapısının detaylarının önemli olacağını söyledi. 28 Mart 2008'de Akbank'ın yönetim kurulu başkanlığını Erol Sabancı'dan devralan Suzan Sabancı, yurtdışına yönelik ise şu anda satın alma planlarının olmadığını, içeride olduğu gibi dışarıda da organik büyümeye öncelik verdiklerini söyledi.
Aktif kalitesi önemli
"Halkbank'la ilgili olarak bugünden bir şey söylemek çok zor" diyen Sabancı, Halkbank'ın aktif yapısının içeriğini bilmediklerini ifade ederek, "Eğer Özelleştirme İdaresi Halkbank'ı bir bütün olarak satma kararı verirse, tabi ki o zaman ilgilenen oyunculardan biri olarak aktiflerin detayına bakacağız" değerlendirmesinde bulundu. Yurtiçinde her türlü potansiyel satın almanın hedefin çekiciliğine bağlı olduğunu kaydeden Sabancı, bu hedefin aktif yapısı, yaratabileceği sinerji, Akbank'ın stratejik konumunu tamamlaması ve satış şartlarının da önemli olacağının altını çizdi.
Moskova'da ofis açılıyor
Yurtdışında da organik büyümeye önem verdiklerini kaydeden Sabancı, "2009'un ilk yarısı içinde Moskova, Şanghay ve Dubai'de temsilcilik ofisleri açmayı planlıyoruz. Bu ofisler, Türkiye ile bu bölgeler arasında sürekli bir artış kaydeden iş ilişkilerinde ve ticaret hacminde, Akbank'ın önemli bir rol oynamasına olanak sağlamak ve büyüme potansiyelinin değerlendirilmesi bakımından da etkili olacaklar" dedi. Kısa ve orta vadede bu ofisleri geliştireceklerini belirten Sabancı, "Uluslararası bankalarla oluşturacağımız stratejik işbirlikleri ile artan bir iş hacmi yaratmaya ve ticaret finansmanı işlemlerinde lider rolü oynamaya devam edeceğiz. Bu piyasalarda şu anda satın almalar yoluyla kalıcı rekabet avantajı veya önemli değer yaratımı fırsatları olduğunu düşünmüyoruz" diye konuştu.
Türkiye'de fırsat bitmedi
Sabancı, Türk bankalarının çok rekabetçi ve kârlılık olarak yüksek bir ortamda faaliyet gösterdiklerini bunun da bankaları yeni ürünler sunma ve şube açma konularına daha fazla ağırlık vermeye, ayrıca yurtdışındaki yeni ve yeterince nüfuz edilmemiş pazarlara girmeye yönlendirdiğini söyledi. Sabancı, "Türkiye pazarındaki fırsatların henüz tam olarak kullanıldığını düşünmüyorum. Bu pazarda çok büyük bir fırsat olduğu için, bence Türk bankalarının bölgedeki diğer büyüme istekleri bir süre için bir ikinci planda kalacak" dedi.
Türkiye'ye kredi ve aktif girişlerinin Avrupa Birliği'ndeki (AB) emsallerine kıyasla hâlâ oldukça düşük seviyelerde olması nedeniyle bankacılık hacminin önemli ölçüde büyümesini beklediklerini söyleyen Sabancı, "Bütün olarak baktığımızda, ulusal piyasadaki lider pozisyonumuzu pekiştirmek ve bölgemizde diğer Avrupa bankaları ile birlikte lider bir oyuncu olmak için gerekli adımları atmayı arzuluyoruz" dedi. Sektördeki yabancı girişlerine rağmen önde gelen yerli bankaların hakimiyetlerini koruyacağı tahmininde bulunan Sabancı, "Bu yıl sektörde toplam kredilerde yüzde 31, tüketici kredilerinde yüzde 28, kurumsal ve ticari kredilerde ise yüzde 33'lük bir büyüme tahmin ediyoruz. Akbank ise sektör ortalamasının üzerinde büyümeyi planlıyor. 2008'de belirsizliğe rağmen kârlılıkta kuvvetli bir büyüme sağlamayı planlıyoruz" dedi.
Likidite sıkıntımız yok
Global piyasalardaki türbülansa rağmen, sendikasyonlarda kredi vadelerinin uzatılması konusunda şu ana kadar hiçbir zorluk yaşamadıklarını söyleyen Suzan Sabancı, "Gözlenen tek etki borçlanma maliyetlerinde hafif bir artış olmasıydı. Ancak yine de bu, diğer gelişmekte olan pazarlarda bulunan bankaların ödemekte olduğu marjın hâlâ çok altında bulunuyor" dedi. Akbank'ın sektörde en güçlü likiditeye sahip banka olduğunun altını çizen Sabancı, "Dolayısıyla uluslararası piyasaların tamamen kapanması halinde bile herhangi bir likidite sıkıntısı yaşaması beklenmemektedir" diye konuştu. Avrupa'da yüzde 50 olan mortgage kredilerinin GSYİH'e oranının Türkiye'de yüzde 4'le sınırlı kaldığına dikkat çeken Sabancı, "Türkiye nüfusunun genç ve dinamik oluşu ve artan şehirleşme oranları mortgage kredilerindeki genişlemeyi destekleyen en büyük faktör. 2009'da, mortgage kredilerinin yüzde 45 civarında büyüme kaydederek yılsonunda yaklaşık 60 milyar YTL veya GSYH'nin yüzde 5'i seviyesine ulaşacağını tahmin ediyoruz" dedi.